logo

Ne Mutlu Türküm Diyene Geyve Sakarya Türkiye Bayrağı Geyve Eşme Köyü
22 Kasım 2017

Orda Bir Köy Var… Apçağa mı Sarıgazi mi ?

Orda Bir Köy Var… Apçağa mı Sarıgazi mi ?(11 Ocak 2015)

Sakarya ili Geyve ilçesi Sarıgazi köyünde yazıldığı dilden dile dolaşan küçük büyük herkesin dilinde olan Orda bir köy var uzakta şiri ile anılan Geyve ilçesi Sarıgazi köyünde bir dönem yaşadığı bilinen Şaiir Ahmet Kutsi Tecer’in Köylüleri Şaire sahip çıkarak baba evini ve köyün evlerini korumak amacı ile dernek kurdular.Erzincan Kemaliye İlçesine Bağlı Apçağa Köyünde dernek binası açtılar..

Orda bir köy var uzakta Sarıgazi mi Apçağa mı

İşte O haberin detayları

Orda Bir Köy Var… Apçağa

“Orda bir köy var uzakta” dizesinin şairi Ahmet Kutsi Tecer’in baba ocağı. Tarihi evlerini koruma konusunda son derece hassas olan köyün sakinleri bu amaçla bir dernek kurdu, ayrıca Tecer adına bir kültür merkezi açtı.

Ahmet Kutsi Tecer yıllar önce “Gitmesek de, görmesek de o köy bizim köyümüzdür…” diye yazdı ve bu sözler milyonlarca çocuğun diline dolandı.

Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı “o köy”ü görünce neden bu dizelerin yazıldığını anladım. Çünkü sarp bir bölgedeki Apçağa köyüne ulaşmak oldukça zor. Erzincan, Malatya, Elazığ ve Sivas’ın tam ortasında kalan köye ulaşmak için zorlu bir yolculuk yapmak gerekiyor. Geçen ay böyle bir yolculuk yaptım. İstanbul’dan uçakla önce Malatya’ya, oradan Kemaliye’ye vardım. Sonra da o köyü, Apçağa’yı gördüm.

Apçağa, pek çok özelliğiyle Türkiye’nin eşsiz köylerinden. Fırat’ın kenarındaki köyün bir derneği var. Geçen ay Apçağa Köyü Güzelleştirme ve Kalkındırma Derneği vasıtasıyla Ahmet Kutsi Tecer adına bir kültür merkezi de açıldı. Derneğin yöneticileri Hadi ve Nurgül Yurdakul çifti sayesinde açılan merkezde Tecer’in bazı kişisel eşyalarının yanı sıra yüzyıllardır kullanılan geleneksel eşya ve giysiler sergileniyor. Köylüler dedelerinden kalan eşyaları Ahmet Kutsi Tecer Kültür Evi’ne bağışlamış. En az 200 yıllık mutfak eşyaları, tahta oyuncaklar, yöresel kıyafetler ve daha pek çok eser bu merkezde ziyaretçilerini bekliyor.

Kendisi 1901’de Kudüs’te doğan Tecer’in babası Apçağalıydı. Kimileri 250, 300 yıllık birçok tarihi eve sahip köyün herhangi bir koruma statüsü bulunmuyor. Köyün ihtiyar heyeti bölge koruma kuruluna başvuru yapsa da yıllarca bir sonuç alamadı. Bunun üzerine 2005’te kendi kararlarıyla “tarihi sit alanı” ilan ederek köyü koruma altına aldılar. Bu kararın ardından izin alınmadan köyde en küçük inşaat faaliyetine dahi göz yumulmadı.

Bir yerin ya da bir evin koruma altına alınması genelde istenmeyen bir durum. Çünkü tescilli yapılara yapılacak her türlü müdahale için koruma kurulundan izin almak gerekiyor. Bu da uzun prosedür, proje ve ekstra maliyet demek. “İzinsiz çivi dahi çakamazsın” deyimi de buradan geliyor. Buna rağmen Apçağa’daki bazı köylüler yine kendi girişimleriyle evlerini tescil ettirdi. Yağcıgil Konak’ın sahibi, 200, 250 yıl önce yapıldığını belirttiği üç katlı evini koruma altına alabilmek için uzun süre uğraştığını ve sonunda konağı tescil ettirmeyi başardığını söylüyor. Erzurum Bölge Koruma Kurulu tarafından konak “tarihi sit” olarak tescillendi. Şu anda turizm açısında yeterli potansiyele sahip olmadığını belirten konak sahibi, gelecekte konağını bir konukevi gibi restore ettirip ziyaretçilere açmayı ve bu şekilde Apçağa’nın turizmine katkıda bulunmayı düşünüyor.

Köyde yavaş yavaş canlanma göze çarpıyor. Kemaliye, Kemah gibi ilçeleri ziyaret edenler Apçağa’yı es geçmiyor, köyü görenler hayran kalıyor. Okuma odası, atölyeler, tarihi fırın, hamam ve eski evleri değme turistik beldelere taş çıkartıyor. Ahşap, taş ve kerpiç birleşimiyle yapılan evlerin yüzlerce yıllık ahşap taşıyıcıları yıllara inat ayakta duruyor. Köyün içindeki taş yollar da halen orijinalliğini koruyor.

Köyün meydanında açılışı yeni yapılan Ahmet Kutsi Tecer Kültür Evi’nin kurdelesi daha kapısındaydı. Köylüler güler yüzleriyle ellerinden geldiğinde köylerini anlatmaya çalışıyordu, köyün tanıtımı konusunda bir seferberlik vardı. Köydeki tarihi yapıların çoğunda işlemeli ahşap tabelalara isimleri yazılmış. Bir kapıya tıkladığınızda evin sahibi zevkle size evi gezdirip özelliklerini anlatabiliyor. Gülşen Yurdakul, dedesinden miras kalan evini gezdirirken mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Satmak bir kenara evin her yıl başka bir tarafını restore ettiriyor. Belli ki onun için çok değerli. Kapının önündeki tarihi çeşme, restorasyon için sırasını bekleyen değerler arasındaydı.

Yurdakul, kapılardaki bir detayı şöyle anlatıyor: “Kapıların üzerinde iki tokmak bulunuyor. Biri büyük, diğeri küçük. Büyüklere erkekler vurur, küçük olanlaraysa kadınlar. Ona göre ev halkı kimin geldiğini bilir, kapı ona göre, erkek ya da kadın tarafından açılırdı.”

Köylüler ellerindeki değerin farkında. Dedelerinden kalan mirası ellerinden geldiğince korumaya çalışıyorlar. Dernek Başkanı Hadi Bey’in en büyük hayali Apçağa’nın UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınması. Apçağa köyüyle ilgili ÇEKÜL Vakfı’nın da bazı projeleri var. Türkiye’deki sözde turizm beldesi haline gelen pek çok yeri hatırladıkça iyi ki Apçağa’nın çok uzaklarda olduğunu düşündüm. İyi ki gitmedik, iyi ki görmedik, iyi ki tozmadık…. KAYNAK (kesfetmekicinbak.com)

Etiketler: » » » » » » » » » »
Share
Geyve Haber Reklam Medya Basın

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.