logo

Ne Mutlu Türküm Diyene Geyve Sakarya Türkiye Bayrağı Geyve Eşme Köyü
15 Ocak 2019

Geyve Perşembe Nostaljisi

PERŞEMBE NOSTALJİSİ
Pazar, 23 Ocak 2011 (Çocukluğundan Perşembe Günü Anıları )
PERŞEMBE NOSTALJİSİ

Çok Değerli Okuyucularım ve Geyveliler Bu yazımızda biraz gerilere gideceğiz. Nostalji anlamında bir anlatım yapmaya çalışacağım.

Bir çocuğun gözünden 40 yıl önceki Geyvemizin 1 gününü sizlere anlatmaya çalışacağım.
Yaşadığım köy Geyvemizin şirin köylerinden Eşme Köyüdür.  Bildiğiniz üzere Perşembe günleri Geyvemizin pazarı kurulurdu. Civar köyler herkes Geyve’ye gelir yetiştirdiği ürünleri satar. Akşam üzeri köylerine, evlerine dönerlerdi.

Benim günün Çarşamba’dan başlardı hazırlığımı yapar arkadaşlarımla sözleşirdim.
Sabah olduğunda baba anemin hazırladığı tereyağı lorlar ı da alıp kara kaçanımıza (eşek) yükler Geyve’nin yolunu tutardık. Karakaçanla biraz yürüdük mü baba annem beni eşeğin semerine bindirirdi. Hareket edeceğimiz sırada uyarırdı, tutun düşme ve deeehhh derdi deh dediğinizde eşek hareketlenir yürümeye başlardı. Eşeğin semerin’de yolculuk etmek çok zevkli olurdu durması gerektiğinde çüüüşşş dediğimizde firen yapmış gibi dururdu.
Yolda çoğunlukla deh çüşleri ben istediğim zaman söylerdim. Geyve yolunda sabah köyden herkes yolcu olurdu. Gerek traktörlerle gerekse bayram ağbinin feka minübüs’ü ile yolcular Geyve’ye taşınırdı.  Yollara at katır eşek ve öküz arabaları ile dolar taşardı.
Köyden çıkışta baraka mahallesine geldiğimizde Geyve gözükmeye başlar küfelerdeki tereyağ lor tekrar kontrol edilir. Sepet deki sıvı yağ şişesi ve gaz yağı şişesi konturol edilirdi. Pazardan alınacak olmazsa olmaz iki şey vardı gaz yağı ve ay çiçek yağı bunların şişeleri unutulmamalıydı. Kontroller yapıldıktan sonra yola devam edilir kömürcü yoluna gelindiğinde sağa sola bakardım.
Burada büyük tır lar olurdu ihracata Almanya’ya üzüm yüklemesi yapılırdı.
Yola devam ederken şimdiki ışıkların olduğu yere geldiğimizde harmanlara geldik derdim. Ceza evinin olduğu yerlerde güme güme ekin yığınları olurdu köyün tüm harmanları bu alanda yapılır 1 aya yakın sürerdi. (şimdilerde bu alanlar meyve bahçeleri)  Çocuklar için oyun için güzel bir yerdi özelikle geceleri kaçar bu alanda saklambaç koşum ba fiy saklambaçı dediğimiz oyunları oynardık.
Gözümün önünden geçen bu görüntülerden sonra deli ismaillerin orası dediğimiz korkarak geçtiğimiz bir ev vardı.
Orada hasta birisi vardı İsmail (deli İsmail derlerdi) genelikle kapının önünde otururdu değneği elinde olur kimseye zararı olmazdı yinede korkardık.
Orayı’da geçtikten sonra dişlilerin viraja gelirdik buradan pomaklar’a pomaklardan yeni köprüye yönelirdik. Yeni köprüye geldiğimizde burada dar ve küçük bir köprü vardı eşeğimiz inat eder bu köprüden geçmezdi. Bizde dolanıp çaydan dereden karşıdan karşıya geçer hamamın önünden tekelin oraya gelirdik. Geldiğimizde bu alanlar çok kalabalık olur hayvan pazarları köylerden gelenler ile karmaşık bir alan olurdu devamlı gittiğimiz bir han vardı. Oraya yöneliriz kütüphanenin oradan karşıya geçip top sahasına doğru yönelirdik burada sağda hayvanımızı bırakacak hanlar vardı. Beli bir ücret karşılığında hayvanımızı oradaki hana bırakır eşyalarımızı ve sepetimizi alıp çarşıdaki peynirciler pazarının yolunu tutardık. Bağcaz pasajının olduğu sokak o zamanlar peynirciler pazarıydı. Kendimize bir yer bulup sergimizi açardık.
Bende orada olurdum çünkü satılacak olan tereyağından ve lordan bana’da harçlık vardı bunu bilirdim ve beklerdim.
Bu sokak oldukça kalabalık olurdu, toptancılar gelir peynir tereyağı lor yumurta alırlardı biraz bekledikten sonra satış gerçekleşir.
Harçlığımı alırdım baba annem Tarım Kredi Koparatifinin önündeki merdivenlerde arkadaşları ve köylülerimizle oturur sohbet ederlerdi. Eşmeli bayanlarının buluştuğu yer orasıydı Tarım Kredi Koparatifinin merdivenleri dolar taşardı. Alışverişlerinden yeni çıkan ürünlerden fiyatlardan burada bahsedilir buluşma yeri olarak kullanılırdı. Ben harçlığımı aldıktan sonra arkadaşlarımı bulmak için çarşıya dalardım. İlk uğradığım yer şekerci kemalin dükkanı olurdu tüm çocuklar orada olurdu çünkü dondurma şekerlemeler (hele sütlü çikolatalı şekeri) hiç unutamam. Şekerci Kemal in  dükkandan dondurmamı aldım mı benden iyisi olmazdı. Burada arkadaşlarımı bulup plan yapmaya başlardık. Sinemaya mı gidelim, bisiklete mi binelim, pastaneye mi gidelim, yoksa lokantaya mı, paramızın yetmeyeceği kesindi. Çarşıda dolaşmaya yeni gördüğümüz bir şeylere bakmaya başlardık dondurmamız bitiğinde en yakın çeşmeden suyumuzu içip çarşı içinde gezer dolaşırdık. Tarım Kredi Koparetifinin köşesindeki seyyar dondurmacı (dünyanın en iyi dondurması) uğrar kar gibi beyaz süt kokulu bu nefis dondurmadan muhakkak alırdık. Sinema saatinin geldiğin anlar sinemaya yönelirdik 3 film olurdu bir tanesi kesin Kara Murat sinema şimdiki taksi durağının tam karşısında 2 katı bir yerdi.
İçeriye girdiğinizde sigara dumanından göz gözü görmezdi film başladığında kimseden çıt çıkmaz filmi izlerdik. Filmin bazı yerlerinde kesinti olurdu hep bir ağızdan makinisssssssss diye bağırır ıslık çalardık film tekrar başladığında büyük alkış alırdı. Filmin arasında paramızın durumuna göre poğça veya meyveli gazoz alma ihtiyacı duyardık ben çoğunlukla poğça alırdım. En son film Cüneyt Arkın’ın Kara Murat filimleri olurdu. Final sahnelerinde sinemada yer yerinden oynar hep birlikle düşmanllarla savaşır kılıcımızı çeker saldırır at binerdik ve heyecanlanırdık. Son yazısını gördüğümüzde dışarıya çıkardık karanlıktan çıktığımızdan bir müddet önümüzü göremezdik. Gözlerimiz kamaşırdı kendimize geldiğimizde sinemanın hemen ilerisimdeki pastanede soluğu alırdık. Sinemanın içerisi o kadar sıcak olurdu ki buram buram terlerdik. Limonatalarımızı içtiğimiz gibi meydana çıkardık.
Hemen parka yönelirdik park her zamanki gibi kalabalık herkes bir şeyler konuşmakta çaylar içilmekte olurdu. Biz parkı dolaşıp parkın önündeki demirlere otururduk bu demirler perşembe günleri oturanlarla dolar geleni geçeni seyrederdik.
Ben kalan son paramı günaydın gazetesi ve fırt gırgır ikisi bir arada satılırdı bunlara yatırırdım. Atatürk heykelinin arkasındaki gazete bayine gider buradaki teksas Tommiks, Zagor ve birçok dergilerin kapaklarına bakardık. Ben en çok Zagoru severdim, Teksas Tommiks’e de bakardım. Akşam yaklaşırken insanların telaşeyle köylerine evlerine döndüğünü görür bizide bir telaşe sarardı paramız bitmiştir.
Tabanlara kuvvet arkadaşlarla köyün yolunu tutar yolda günün muhasebesini yapardık
Benim en çok sinema hoşuma giderdi bir de dondurma. Gün içinde akrabalarımızdan kopartabildiğimiz harçlık olursa bu keyiflerimiz çoğalırdı. Az kuru az pilav yemeği ile süslenir, bisiklet seferleri ile keyiflenirdik. Dönüşte de bir külah sütlü şekerle Eşme köyünde biterdi.
Gelecek Perşembe’yi beklerdim…

Bir dahaki paylaşımımda görüşünceyedek sağlıcakla kalınız…
Yaradanıma ve en sevdiklerinize emanet olunuz…

Saygılarımla
Şeref Elma

Meil = geyveyoresi@gmail.com

İletişim = 0 532 417 57 54

Etiketler: » » » » » »
Share
Geyve Haber Reklam Medya Basın

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.