logo

Ne Mutlu Türküm Diyene Geyve Sakarya

GEYVE REKLAM1

100 yıl önce bugün Atatürk, Geyve’deydi..

100 yıl önce bugün Atatürk, Geyve’deydi..

100 yıl önce bugün Atatürk, Geyve’deydi..
Bugün 21 Haziran 2022.. 100 yıl önce Atatürk, Geyve’deydi.. Atatürk’ün daha önce görmediğiniz Geyve’de çekilmiş fotoğrafları. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Milli Mücadale’nin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk bundan tam 100 yıl önce bugün (21 Haziran 1922) Geyve’deydi. Atatürk’ün Geyve ziyaretini dönemin gazeteleri ve gazetecileri nasıl anlattı? Atatürk Geyve’de nerede kaldı?

Mustafa Kemal Paşa; Büyük Taarruz öncesi Batı Cephesi’ni denetlemek, Fransız gazeteci Claude Farrere ile görüşmek ve uzun zamandır annesine ve kız kardeşine kavuşmak için Haziran 1922’de Ankara‘dan Geyve, Adapazarı ve İzmit’e gelmişti.

Atatürk’ün Geyve’ye ilk gelişi
Ankara üzerinden ilk kez 13 Haziran 1922 günü Geyve’ye gelen
Mustafa Kemal Paşa, geceyi Geyve köprüsündeki Kocaeli Grubu Karargahı’nda geçirmişti.

Dönüşte Rasim Tarhan’ın köşkünde kaldı
İzmit’te Fransız gazeteci Claude Farrere ile annesi ve kız kardeşiyle Adapazarında görüştükten sonra; 21 Haziran 1922’de Geyve’ye dönen Mustafa Kemal Atatürk, geceyi Geyve Belediye Reisi Rasim Tarhan‘ın köşkünde geçirdi.

Mustafa Kemal Atatürk, errtesi gün, 22 Haziran 1922 Perşembe günü Halit Paşa ile birlikte Geyve Karaçam‘da birlikleri denetledi.

İşte gün gün Atatürk’ün Geyve, Adapazarı ve İzmit ziyareti..
13 Haziran’da Taraklı ve Geyve’ye uğradı. Geceyi Geyve’de geçirdi.
14 Haziran’da Adapazarı’na geçti.
17 Haziran 1922 günü trenle İzmit’e gitti
19 Haziran 1922’de Adapazarı’na döndü.
21 Haziran 1922’de Geyve’ye döndü. Geceyi Geyve Belediye Reisi Rasim Tarhan’ın köşkünde geçirdi.
22 Haziran 1922’de Geyve Karaçam’da birlikleri denetledi.
23 Haziran 1922’de Taraklı’daydı.

Sabahattin Özel, o geziyi “Atatürk’ün Büyük Taarruz Öncesinde Adapazarı-İzmit Gezisi” araştırma yazısında şöyle anlatıyor;

* * * * * * * *
ATATÜRK’ÜN ADAPAZARI ve İZMİT GEZİSİ

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa Türk ordusunun ihtiyaç ve
noksanlarının tamamlanmak üzere olduğu günlerde Büyük Taarruz kararını
vermiş, Erkan-ı Harbiye-i Umûmiye Reisi Fevzi Paşayla görüştükten sonra
Adapazarı ve İzmit yöresine yapacağı gezi için Ankara’dan hareket etmişti (1).
Başkomutanın bu gezisinin amacı “Kocaeli Grubu” nu denetlemekti (2). Gezi, ayrıca Mustafa Kemal Paşayla annesi Zübeyde Hanımı kavuşturmak (3),
Anadolu’da Türklerin Hıristiyanlara zulüm yaptıkları propagandalarının
yoğunlaştığı bir sırada, Türk dostu Fransız edibi Claude Farrere ile buluşmasını sağlamak (4) gibi amaçlara da hizmet etmişti. 11-12 Haziran gecesi gece yarısından sonra özel bir trenle Ankara’dan ayrılan Mustafa Kemal Paşa’nın maiyetinde Bolu mebusu Cevat Abbas Bey, Hariciye Vekaleti Hukuk Müşaviri Münir Bey, Başyaver Salih Bey, Yaver Muzaffer Bey, Erkan-ı Harbiye İrtibat Zabiti Şükrü (Şükrü Ali) Bey ve Riyaset-i Kalem-i mahsûsundan Memduh Bey bulunuyorlardı (5). Mustafa Kemal Paşa, Milli Müdâfaa Vekili Kazım Paşa’yı da beraberinde Sarıköy, istasyonuna kadar götürmüş, buraya davet ettiği cephe komutanı İsmet Paşanın da katılmasıyla yapılan görüşmelerde genel taarruzun Ağustos sonlarında yapılabileceği anlaşılmıştı (6). Görüşmelerde, taarruz hazırlıklarının süratle tamamlanması da kararlaştırılmıştı (7). Mustafa Kemal Paşa ve maiyeti Sarıköy’den sonra yolculuklarına otomobille devam ederek ertesi geceyi Nallıhan’da geçirmişler, bu vesileyle kurbanlar kesilerek dualar edilmiş, fener alayları düzenlenmişti (8). Sonraki gün öğle yemeği Göynük’te yenmiş, Kocaeli Grubu Komutanı Halit Bey ve yaveri Şadi Bey kendilerini karşılamak için Göynük’e gelmişlerdi. Göynük’te tutuklu bulunan bir grup vatandaş, Mustafa Kemal Paşa’ya dilekçe ile başvurarak haksız yere hapsedildiklerini ileri sürmüşlerdi. Mustafa Kemal Paşa yaptırdığı inceleme sonucunda adı geçenlerin haklı olduklarını görünce telgrafhaneye giderek adliye vekiliyle görüşmüş; işin önemle incelenerek haksız yere tutuklananların serbest bırakılmalarını ve sonucun kendisine bildirilmesini emretmişti (9). Göynük’ten sonra Taraklı‘da bir kaç saat kalan kafile, 13 Haziran günü gece karanlığında Geyve’ye varmıştı. Halit Bey’in komuta heyetini Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya takdim etmesinden sonra, akşam yemeği hazırlanıncaya kadar hazırlanmış olan büfede meşgul olunmuştu. Çadırda yenen akşam yemeği gece yarısına kadar sürmüş, başkomutan yemek süresince I . Dünya Savaşı’nda Güney Cephesi’nin durumunu, Yıldırım Orduları grubu komutanı olduğu günlere dair hatıralarını anlatmıştı. Özellikle Başkomutanlığın Alman Askeri Heyeti’ne verdiği yüksek yetki pasaportunun her yerde tereddütsüz geçerli karşılanmasına rağmen, kendisi tarafından vize edilmediğine işaret etmişti. Adeta bir konferans veriyormuş gibi konuşan Mustafa Kemal Paşa’yı karargah subayları gözlerini kırpmadan dinlemişlerdi (10). Mustafa Kemal Paşa geceyi Geyve köprüsündeki Kocaeli Grubu Karargahı’nda geçirmişti (11).

Mustafa Kemal Paşa Adapazarı’nda:
Mustafa Kemal Paşa ve maiyeti 14 Haziran Çarşamba günü sabahı
Geyve’den Adapazarı’na hareket etmiş (12) Doğançay istasyonunda İzmit
Mutasarrıfı Sadettin Bey, eşraf ve müdâfaa-i hukuk heyetlerince karşılanmıştı. Adapazarı’ndaki karşılama pek parlak ve samimi olmuş, süvari ve piyade birliklerince ihtiram resmi ifâ olunmuştu. Bu arada İsmail Hakkı Bey (Tekçe) komutasındaki muhafız birliği önceden Adapazarı’na gelmiş bulunuyordu (13).
Mustafa Kemal Paşa ikametine tahsis edilen Adapazarı Askerlik Şubesi eski
başkanı Binbaşı Baha Bey’in istasyon civarındaki evine gitmiş (14), burada bir gün önce İstanbul’dan Adapazarı’na getirilen annesi Zübeyde Hanım’la buluşmuştu. Mustafa Kemal Paşa evin civarına yaklaştığında kalabalık yüzünden otomobilden inmek zorunda kalmış, eve kadar yürüyerek gitmişti. Bu sırada evin balkonunda olan Zübeyde Hanım, oğlunun kendisine doğru güçlükle ilerlemesini seyrederken mendiliyle göz yaşlarını silmeye çalışmıştı. Mustafa Kemal Paşa 14 Haziran gününü annesiyle hasret gidererek, istirahat ederek geçirmiş, ayrıca Hâriciye Vekili Yusuf Kemal Bey’e(Tengirşek) Claude Farrere ile görüşmesi konusunda bir telgraf çekmişti. Telgrafta, Claude Farrere ile haberleşilerek kendisiyle görüşebileceğinin, geleceği günü bildirdiği takdirde İzmit’te bulunarak orada kabul edebileceğinin iletilmesini, alınacak cevabın Adapazarı’na bildirilmesini istemişti (15).
Mustafa Kemal Paşa Adapazarı’nda geçen ikinci gününde çarşı ve pazarı
bir fert gibi gezmiş (16), muhtelif mağaza ve dükkanlara uğrayarak herkesten kendi sanatlarına dair bilgiler almıştı. Özellikle, sattıkları yabancı malların nereden geldiği, hangi fabrikanın malı olduğuna dair sorduğu sorular, esnaf tarafından tatminkar bir şekilde cevaplandırılmıştı. Başkomutanın halk arasındaki tabii davranışları, alçak gönüllü hareketleri son derece iyi etki yapmıştı. Adapazarı’ndaki üçüncü gününde (16 Haziran) Cuma namazını camii şerifte (Orhan Camii) kılan Mustafa Kemal Paşa (17)
öğleden sonra Çark’ta şerefine düzenlenen müsamereye katılmıştı. Müsamerede “Kurtuluş Günlerine Doğru” adlı üç perdelik milli bir piyes oynanmış, sahra hastanesini gösteren son sahnedeki bir yaralının manzarası Gazi Paşa’nın gözlerini yaşlarla doldurmuştu (18). Halkın ve öğrencilerin katıldığı müsamerede çeşitli milli oyunlar oynanmış, özellikle milli ordunun efradınca perde aralarında söylenen Türkçe dualar pek etkili olmuş, Mustafa Kemal Paşa müsamereyi düzenleyenlere memnuniyetini ifade etmişti. Bu arada Gazi’nin Adapazarı’na teşrifini haber alan Hendek Numûne okulu öğretmen ve öğrencileri vaktin gecikmesine rağmen Adapazarı’na yetişmişler, müsamerede hazır bulunmuşlardı. Müsamerenin bitiminde Paşa’nın yolu üzerinde tek tip elbiseleriyle, önde musiki takımları olduğu halde, omuzlarında “Ya İstiklal Ya Ölüm“, “Hakkıdır Hakka Tapan Milletimin İstiklâl” levhası ve mızraklarıyla bir hürmet safı oluşturmuşlardı. Mustafa Kemal Paşa bahçe kapısına geldiği sırada öğrencilerden 124 no’lu İsmail Vefa, okulunu takdim etmiş, Paşa, öğretmen ve öğrencilerin her birinin ellerini büyük bir içtenlikle sıkmıştı. Kendilerine “Bendeniz için uzak yoldan buraya kadar ihtiyâr-ı zahmet edişinize müteşekkirim. Ne ile geldiniz? Selametle avdet ediniz”(19) gibi cümlelerle hitap ederek, hem öğretmenleri, hem de pek dinç bulduğunu söylediği öğrencileri onurlandırmıştı. Öğrenciler bizzat kendi şubeleri eseri olan Sakarya Marşını
söyleyerek yürüyüşe geçtiklerinde, Mustafa Kemal Paşa da Çark’tan askerlik şubesine kadar olan mesafeyi öğrencilerin arkasında yürümüştü. Daha sonra Hendek Numune okulu öğrencilerini belirlediği bir mahalle yerleştirerek, kendilerinden marşlar, manzumeler okumalarını istemişti. Mustafa Kemal Paşa, özellikle, öğrencilerin iki defa okudukları

İşte aduv karşıda hazır silah,
Arş yiğitler vatan imdadına!

marşını bütün ruhuyla alkışlamıştı. Öğrencilere tekrar tekrar teşekkür ederek, kendilerine şeker dağıttırmış, o sırada asker için hazırlanan karavanadan bir kaşık yemek tadarak halkın coşkun tezahüratı arasında ikametgahına gitmişti (20).

* * * * * * * *
(DÖNÜŞ)

Mustafa Kemal Paşanın Adapazarı’ndan Geyve’ye Gidişi ve Cepheyi Teftiş Edişi:
Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekiler Geyve’ye saat 4’te varmışlar, buradaki askeri birlikler tarafından karşılanmışlardı. Bir saat kadar dinlendikten sonra şehre inen Mustafa Kemal Paşa halk ve öğrencilerin coşkun sevgi ve gösterileriyle karşılanmış konuşma yapan iki öğrenciyi dikkatle dinledikten sonra kendilerine teşekkür etmişti. Daha sonra hükümeti ve belediyeyi ziyaret etmiş, geceyi Belediye Reisi Rasim Efendi’nin evinde geçirmişti (68). Başkomutan Mustafa Kemal Paşa 22 Haziran Perşembe günü, refakatinde Kocaeli Grubu Komutanı Halit Bey olduğu halde cepheyi teftişe gitmiş, her biri büyük bir sürat ve başarıyla icra edilen şekli ve uygulamalı manevralar yaptırmıştı.

Denetlemeyi Başkomutanın izniyle bazı Türk gazeteciler de izlemişlerdi.
Bunlardan Anadolu’da Yenigün muhabiri Kemal Salih gözlemlerini şöyle
aktarmaktadır: “Bugün cepheye gidiyoruz. Sabahtan beri kah yaya yürüdük. Su başlarından, orman içlerinden, ovalardan, ekilmiş ve ekilmemiş tarlalardan, düzenli ve düzensiz yollardan geçtik. Kah raylar üzerinde trenle ilerledik, kah otomobil içinde düzenli şoselerden geçtik. Kah yaya keçi yollarından tırmandık. Birçok dağ ve tepe açtık. Başkomutan, maiyeti ve üç dört gazeteciden ibaret kafilemize sabahtan beri iki zat daha katıldı. Kocaeli Grubunun maruf kumandanı Miralay Halit Bey ve fırka kumandanı. Saat öğleden sonra bire geliyor. Cephe içerisindeyiz. Otomobillerimizle bir dağa yükseliyoruz. Çıktık, çıktık bir vadiye dahil olduk. Bunu geçtik. Yeni bir dağ daha tırmanıyoruz. Tekrar yükseldik, tekrar indik… Ara sıra rastladığımız ya süratle geçen o uzun kılıçlı bir süvari, ya selam duran posta neferidir. Genç subaylar yönetimindeki kuvvetli müfrezeleri hemen hemen her dakika görüyoruz.. Otomobillerimizin son yükseldiği tepeyi de aştık. Dar ve dalgalı bir boğazdan geçtik. Geniş bir vadinin kenarındayız. Süratle giderken manzaraları, 100-150 adım ilerimizden itibaren parlayan binlerce süngü görmüştük. Bu süngüleri taşıyan kahramanlar bütün o geniş vadiyi kaplamıştı. Paşa, cephenin bu noktasındaki ihtiyat kıtaatını muayene ve teftiş edecekti. Otomobiller durdu. Başkomutan, grup kumandanı maiyetleri ve biz indik. Hazır ol vaziyetinde duran kıtaata doğru gidiyorduk. Bu sırada bir subay süratle başkomutana doğru geliyordu. Geldi, selam verdi.. Bu yaklaştığımız ilk kıtanın komutanıydı.. Başkomutana tekmil verdi. Başkomutan onları selamladı. Merhaba diyerek sıhhatlerini sordu. Komutanı çağırarak küçük çapta şekli manevralar yaptırdı. Manevralar o kadar süratli, o kadar mükemmel yapılmıştı ki, birkaç dakika içinde başarıyla tamamlandı.Başkomutan kıta komutanına efradın istirahat etmesini emretti. Şimdi diğer bir kıtanın önüne gittik. Bunu diğer kıtalar takip etti. Bütün vadiyi dolduran on binlerce kahraman vardı. Her kıtanın önünde başkomutanla nefer arasında tekrarlanan ve tekrarlandıkça samimiyeti artan, daima tekerrürü arzu edilen bir muhavere vardı.
– Merhaba askerler…
– Merhaba Paşa hazretleri…
– Nasılsınız, iyimisiniz?
– İyiyiz Paşa hazretleri
Mustafa Kemal Paşa birliklerden birine yönelttiği “taarruza hazır mısınız”
sorusuna, “hazırız Paşa Hazretleri”, cevabını almıştı.

Birliklerin teftişi son bulduktan sonra Başkomutan şekli ve uygulamalı manevralar yaptırdı.
Süvariler bir tepeden diğerine şimşek gibi koşuyor, piyadeler taarruz ve hücum manevralarını büyük bir başarıyla yapıyor, ağırlıklar süratle naklediliyor, cephane dakikasında istenilen yere yetiştiriliyordu. Düşman tayyaresine karşı usul-ı müdafaa pek heyecanlı oldu. Aynı anda atılan yüzlerce silahın bizde bıraktığı tesir fevkaladedir. Düşman hattına yakın yerlere kadar gittik. Siperleri yakından gördük. İznik’in güneyinden başlayan Avdan mevkisinde faal bulunan ve buradan itibaren Göksu vadisini “Köprühisar “ı müdafaa eden düşman tahkimatını gözetleme dürbünleriyle gözledik Bu sırada top sesleri işitildi. Topçumuz etkili ve isabetli atışlarda bulundu. Civarımıza düşen ve tamamiyle tesirsiz kalan düşman mermilerini de gördük” (69). Cephedeki teftişin sona ermesinden sonra, kafiledeki gazeteciler İstanbul’a dönmek üzere Mustafa Kemal Paşa ve maiyetine veda etmişlerdi.

Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya Dönüşü ve Gezinin İstanbul
Basınındaki Yansımaları:
Mustafa Kemal Paşa ve maiyeti 23 Haziran günü Geyve’den ayrılmışlar,
halk ve askerler tarafından uğurlanmışlardı (70). Saat 2’de Taraklı’ya varan kafile içten bir tezahüratla karşılanmış, Mustafa Kemal Paşa burada bir süre istirahat etmişti. Bu süre içerisinde Taraklı’da dualar edilmiş, kurbanlar kesilmişti. Göynük’e varıldığında derin bir sevinç içinde olan ahalinin kasabanın dışına döküldüğü görülmüştü. Burada yenilen yemekten sonra saat 6’da yola çıkılmış, saat 10’da Nallıhan’a varılmıştı.

Atatürk, 22 Haziran 1922’de Geyve Karaçam’da birlikleri denetlerken..

Atatürk’ün gülen ilk fotoğrafı Geyve’de çekildi (22 Haziran 1922 Geyve Karaçam)

Atatürk, 22 Haziran 1922’de Halit Paşa ile birlikte Geyve Karaçam’da birlikleri denetlerken..

Atatürk, Halit Paşa ile birlikte Geyve’de

Atatürk, 22 Haziran 1922’de Geyve Karaçam’da

Atatürk, Geyve Mekece’de

Atatürk, Geyve’de Halit Paşa ile sohbet ederken

Atatürk, 22 Haziran 1922’de Geyve Karaçam’da

Atatürk, 23 Haziran 1922’de Geyve Taraklı’da (Taraklı 1987’de Geyve’den ayrılarak ilçe oldu)

Atatürk, 21 Haziran 1922’de geceyi Geyve Paşa Sokak’ta (Orta Mahalle) Geyve Belediye Reisi Rasim Tarhan’ın köşkünde geçirdi. (Foto: Leyla Şentuna). Bu köşk 2 Şubat 1968’de çıkan talihsiz bir yangın sonucu kül oldu.

KAYNAK= GEYVE.COM

 

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
230 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.