logo

Koronavirüs Covid-19 Ne Mutlu Türküm Diyene Geyve Sakarya

Geyve Görsel Fotoğraf Resim ve Manzara

Geyve Görsel Fotoğraf Resim ve Manzara

Geyve Görsel Fotoğraf Resim ve Manzara.( FOTOĞRAFLARI BÜYÜK GÖRMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ  

GEYVE COĞRAFYASI
Geyve merkezinin rakımı 80 metre, yüzölçümü ise 780 km2 dir. Arazinin Sakarya nehri
boyunca Bayat Köyü,Eşme Köyü ve Doğantepe Köyü arasındaki takriben % 20 lik kısmı ova,
bakiye % 80’i ise dağlık ve ormanlıktır. İlçenin Doğusu Taraklı ve Karapürçek, Batısı
Pamukova, Kuzeyi Adapazarı (Sakarya Merkez) ve Sapanca, Güneyi ise Osmaneli ve
Gölpazarı ilçeleri ile hem huduttur.

GEYVE’NİN FİZİKİ YAPISI VE YER YÜZÜ ŞEKİLLERİ
İlçenin Yeri ve Yüzey Şekilleri İlçemiz Marmara Bölgesi’nin doğusunda, İlimizin
Güneyinde yer alır. Yüzölçümü 62.852 hektardır. Alan itibarıyla Sakarya ilinin ikinci
büyük ilçesidir. İdari sınırlar olarak Doğusunda Taraklı, Batısında Pamukova ve
Osmaneli, Güneyinde Gölpazarı ve Kuzeyinde Merkez İlçe Adapazarı bulunmaktadır.
İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 80 metredir. İlçenin en yüksek yeri
1.040 metre yükseklik ile Çine taşı tepesidir. İlçenin en önemli akarsuyu Sakarya
nehri olup, ilçe merkezinin hemen kenarından geçmektedir. Sakarya nehri ovadaki
tarımın can damarıdır.

 

Geyve’nin Tarihçesi

Tarihi

İlçemizin ismi Rumca GEKVE kelimesine dayanmaktadır. Türklerce Geyve söylenegelmiştir.

Geyve Türklerce 1312’de Osman Gazi Devrinde fetih edilmiştir. Tarihi olarak 150
akçelik bir Kazayı şerif olduğu kaydedilmiştir. Geyve 1338’de kaza olmuştur.
33km’lik bir yolla Sakarya’ya bağlıdır. Milli Mücadelenin önemli merkezlerinden
biridir. 1920’lerde Yunan işgal ve hücumları karşısında derhal “Geyve ve Havalisi
Grup Komutanlığı” adı ile milis teşkilatı kurulmuştur.

Daha sonra istiklal harbi komutanlarından Ali Fuat CEBESOY Paşa şimdi kendi adı
ile anılan kasabamızda karargah kurarak milli mücadelede mühim vazifeler ifa
etmiştir. Bunun neticesinde Geyve işgal görmemiş, düşman buraya yaklaşamamıştır.
GEYVE’NİN TARİHÇESİ

GEYVENİN İSMİ NEREDEN GELİYOR

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Geyve’nin asıl adının Gekve oldugunu belirterek,
burasının İzmit kalesini yapan İskender’in akrabasından Gekve kadın kralın koyun
çobanları için yaptığı küçük bir kale olduğunu ifade etmiştir. O kral kadının
adıyla anılır iken sonradan hafifletilerek Geyve denmiştir.

Bir diğer kayıtlara göre (II. Bayezit Han Dönemi Vaka-yi Nüvis kayıtları’na göre)
GEYVE isminin anlamı şöyle oluşmuştur.

Osmanlı Ordusunda kullanilan at, katır, manda, filler ve bunların bakıcıları,
top ve topçular kış mevsimini Göynük’te geçirirlerdi.

Istanbul’dan Göynük’e gitmenin en kestirme yolu ise İPEK YOLU idi. İpek yolu,
yöremizden ise halkımızın (İNGİLİZ KÖPRÜSÜ) dedigi yerden geçerdi.

Bugün KARAÇAY dedigimiz dere, yıllarca öncesinde heybetli ormanlardan doğan bol
sulu derelerle beslenmis güçlü, zor geçit veren heybetli bir akarsu idi.

Bu güçlü akarsu, İNGİLİZ KÖPRÜSÜ dediğimiz yerde çalışan bir sal düzeneği ile
aşılırdı (Salı çalıştıran kişiler ordu mensubu sayılır ve saraydan maaş alırlardı).

II.BAYEZIT HAN zamanında bu sal düzeneğini Halatçı ENSAR adında bir kişi
çalıştırırdı. ENSAR, halk arasında “pepe” diye adlandırılan peltek bir yapıda
konuşan mecnun bir alil idi. Derenin bir yanında 25 manda, diğer yanında 25 manda
bulunurdu (MANDA; Su bizonu)

Sala alınan yükler, bu mandalar tarafından karşı kıyıya çekilirdi. Diğer yakadaki
Salcı ENSAR salın geri gelmesini sağlayan halatları istemek için bağırır: “-Halatlayı
Geyive, Geyive…” (Halatları geri ver, geri ver)

Bu taşıma işi sırasında sürekli “GEYİVE, GEYİVE” diye bağıran ENSAR, işini
bitirdikten sonra da dere kenarında dolaşırken, askerlerin yanlarından geçerken hep
GEYİVE, GEYİVE diye bağırırmış.

Ordudaki görevliler, askerler, hatta saraydaki görüşmelerde bile bu geçitten
bahsedilirken hep GEYİVE diye söz edilirmiş.

Geçit yerinin hemen yanında (Solunda) bir değirmen vardı. Değirmenci TEEDOR
tarafından işletilen bu değirmen ve geçit yeri olan SAL bu yörenin iskan edilmesine
imkan saglıyor. Zamanla bir konaklama yeri önemini kazanan bu bölge, ENSAR’in
söylediği gibi GEYİVE adıyla tanınmaya başlıyor, günümüze de GEYVE olarak ulaşıyor.

KAYNAK: (II. Bayezıt Han Dönemi Vaka-yi Nüvis kayıtları. Topkapı Sarayı-?ST.
Milli Kütüphane-Bayezıt-İSTANBUL)

NOT: Bu kaynak yazı Emekli Öğretmen Namık CİHAN’ın “GEYVE” kitabından alınmıştır.

Etiketler: » » » »

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

Yandex Gelen Günlük Ziyaretçi Sayısı --> Yandex.Metrica

... Şu Anda Sitede Olan Aktif Ziyaretçi Sayısı -->